mutlu
bu bir bayağı yazı hiç sevmediğim. ama hissetmesi çok keyifli. kusmak istersiniz o derece.
Değişik. Mutlu eğer bir beklentiyse bu kesinlikle beklenen değildi. Kendiliğinden varolansa bu o da değildi. Yaklaşması kolay, dokunması zordu. Uzun süre evcilleştiremediğim bir kedi gibiydi. Ama çiçek gibi bir kadın vardı hangi mesafede durursa dursun sıcacık bakan. sevilmenin mutluluğunu yaşattı bana o ve etrafımdaki her bir insan. Beni çevrelediler. karanlık yerlere bakmak istediğimde bana ilgimi çekecek güzel başka şeyler göstermeye gayet ettiler.
Kapılar kapandı, açılmadı, çaldım kimse cevap vermedi ama en sonunda geniş ve ferah bir konakta, dolu bir akustikte buldum kendimi. nefes alıp verilebilecek en güzel konumda. sevdiğim ve beni sevenlerle.
Bir süre doya doya bomboş bir dünyayla sadece mutluyum. sonra zorlaşan şeyler işleri bok edecek. Bu çok belli. Ama sonra yine de en iyisi oluyor, neden bilmiyorum. En iyisi olana kadar hiç olmuyor, idare ederler geliyor-durmuyor, güzeller geliyor-koklatmıyor, sonra en iyisi diye bir kedi var, o geliyor, kucağıma oturuyor sıcacık. Gurulduyor ve patilerini yalıyor. Tüğlerini sevdirtiyor bana. Bu bir lanet mi?
İngilizce öğrenirken kitapta bir konu vardı, “the gap year”. İmrenmiştim, asla elde edemeyeceğimi sandığım için istememiştim bile, hayalini kurmamıştım. Şimdi benim bir gap yılım var. Öyle güzel ki. Bunu hak etmişim, Larissa ve hayatımdaki herkes böyle düşünmüş, benim bu şansa sahip olmamı istemiş, güçlerini birleştirmişler, bana bunu hediye etmişler. Teşekkürler şimdiden. Mırk’la koşturacağız, patilerimiz çok yorulacak, ama artık buna sahibiz, özgürlüğe.
Ben Narlıdereden mezun oldum. Narbel’in aşağısı Folkart’ın biraz evvelsinden. Benzinlikten dönünce boyozcuların kapıştığı yerde. Bakkalların illaki insanı tiltlediği, kafelerinde yemek olmayan yer. Bir balkonum vardı orda. Ama şimdi ben özgürüm. Sadece özgür. Ve sevgi getiriyorlar bana, bazen 72 yaşında bir adam getiriyor sevgiyi kahvaltıda, kahve yapmayı öğretirken, ya da akşamları bir bardak lezzetli şarap ikram ederken. Ya da yaşlı ve sevimli bir kadın, her gün Piano çalışıyor, sarılıyor bana, tüm sevgisiyle hiç yabancılık katmadan. Benim için kendini ortaya atıyor. Ya da çok toy biri, Beni sarıyor her yerde, her zaman yanımda. Ne yapacağını bilmese de hiç ayrılmayan. Ya da orta yaşlı bir adam, bana sevgi ve hatta saygı duyan. İdeallerime inanan ve katılan. Ve kadın, çok yalnız. o yalnızlığı benimle paylaşmış, ve şimdi ayrılmaya hazır değil. ama yine de mutlu olmamı istiyor, mutluluğum için acı çekmeye hazır. Kolunu keser, kolunu kesecek. Ve genç bir anne, çok başarılı ve sağlam adımlı. Temkinlilikten ölmesine rağmen benim başıboş görünen hareketlerimin hayırlı sonuçlar doğurmasını bekleyen, destek olacak olan. Ve bir kız minicik vücuduna büyük bir beyin sığdırmış. Gözlerinden fışkıran. O bana hep uzaktan sarılıyor. Ve öyle sıcak kolları var. Beni özleyen seven canım sarışınım, o kimseyle konuşamadığım anlarda dilimi çözer, beni gazlı beziyle sarıp, batticon sürer yaralarıma. Gerekirse kedi gibi yalar yine de iyi gelir. Neden bütün bunlara sahip olduğumu bilmiyorum. bu kadar sevilmeye. ne yaptım ben sevilecek? neden bu kadar tatlısınız bana karşı? Yani evet sizi hep çok seviyordum. siz de beni hep çok seviyordunuz, bu çok garip bir kimya.
ve diğerleri, çekilebilirsiniz :)




